Dünyanın En Soğuk Başkenti Neresi? Bir Kayseri Gencinin Soğuklarla Mücadele Hikâyesi
Kayseri’nin soğuğuyla tanışalı çok oldu. Hani, ne bileyim, o keskin rüzgarın yüzünüze vurması, ellerinizin donması, burnunuzun sızlaması… Ama Kayseri’nin soğukları bir başka. Hele kış geldiğinde, o buz gibi havayı hissedince her şey duruyor gibi oluyor. Ama son bir yılda, Kayseri’nin soğuklarıyla öyle bir yüzleşme yaşadım ki, hiç beklemediğim bir yerin adını duydum. Dünyanın en soğuk başkenti neresi diye sormuştum bir gün, ve cevabı öğrendiğimde kalbimde bir çarpıntı hissettim. Hadi size bunu anlatayım.
Bir Kış Günü: Kayseri’nin Soğuklarıyla Yüzleşme
Her şey, Kayseri’nin o tipik soğuk günlerinden birinde başladı. Sabah erken saatlerde, hava neredeyse -5 dereceydi. Kar biraz yavaşça yağıyor, etraf bembeyaz olmuştu. Bir arkadaşım, sürekli soğuklara alışık olan biri olarak bana “Buradaki soğuk seni biraz zorlar” demişti. Ama o soğuk, benim Kayseri’mdi, içimden geçirdiğim “Alışırım, ne olacak ki?” düşüncesiyle dışarıya adım attım. İlk adımı atarken yüzüme çarpan soğuk, vücudumun her yerine yayıldı ve gözlerim kamaştı. Ama orada bir şey fark ettim: Soğuk, kaybolan bir şeyin yerine geliyordu. Yağmur yerine karın birdenbire kendini gösterdiği o anda, içimi ısıtan bir duyguyla birlikte, o Kayseri soğuğunun bir kısmı da bende kayboluyordu.
Kayseri’nin soğukları, beni hep zorlamıştı. Ama bir yandan da soğuk, bana bir şey anlatıyordu. “Hayat zor, ama hayatta kalman için bazen biraz daha sert olmalısın,” diyordu. O kadar çok üşüdüm ki, ne kadar dayanabileceğimi düşündüm. O an, Kayseri’nin soğuklarını aşarken, bir yandan içsel bir yolculuğa çıktım. Ama hiç beklemediğim bir şey oldu: Dünyanın en soğuk başkenti diye bir soru vardı. Ne demekti bu? Hangi şehir, Kayseri’nin soğuklarını daha fazlasıyla sunuyordu?
Soğukların Geçmişi: Moskova’nın Kırılgan Gölgesi
Bir gün, soğuklarla ilgili okuduğum bir yazı dikkatimi çekti. Dünyanın en soğuk başkenti… Hangi şehirde, hangi başkentte, Kayseri’nin soğukları bile geçersiz kalıyordu? Moskova. Evet, Moskova! O soğuk, bembeyaz şehir, Kayseri’den çok daha fazlasını barındırıyordu. Gece sıcaklıkları -20, -30 dereceyi buluyordu. Şaşkınlıkla okudum. O yazıyı okurken, bir yandan “Moskova” kelimesinin soğukluğu beni öylesine sarstı ki, bir an her şey silikleşti. Kayseri’de ne kadar zorlansam da, bu şehirde her şey tanıdıktı. Ama Moskova… Gerçekten başka bir dünya. Orada yaşamak, bambaşka bir deneyimdi. İnsanlar, sokaklarda yürürken, karın içinde iz bırakırken, bir yandan da o donmuş şehirde yaşamayı başarmışlardı.
Bir yanda Kayseri’nin o soğuk ama samimi havası vardı, diğer tarafta ise Moskova’nın bambaşka bir soğukluğu. Sadece sıcaklıklar değil, o soğuğun içinde insanların hayatta kalma mücadelesi de vardı. Tüm o soğuk, o gri şehirde, bir hayat vardı. Moskova’da, insanlar her şeyin ötesinde soğuğa karşı bir tür direniş gösteriyordu. Kayseri’nin soğuğu, insanı bunaltır. Ama Moskova’nın soğukları, insanı gerçekten sınar. O soğuklar, fiziksel değil; ruhsal bir savaşı anlatıyordu. Yalnızca dışarıda değil, insanın iç dünyasında da bir soğuk vardı. Bir anda o buz gibi havanın içinde, neden o kadar soğuduğumu sorguladım. Belki de ruhumun bir köşesinde, bu kadar soğuk olması gereken bir şey vardı.
Moskova’ya Giden Hayal: Soğukların İçindeki İnsan
Bir gün, soğukları daha yakından tanımak için Moskova’yı hayal etmeye başladım. Bir yanda Kayseri’nin alıştığım soğukları, diğer yanda Moskova’nın insana işkence gibi gelen, ama yine de yaşamın varlığını koruduğu soğukları… Moskova’yı düşünmek, bana Kayseri’nin soğuklarıyla yaşadığım günleri hatırlatıyordu. Ancak burada, Kayseri’nin o küçücük sokaklarında, doğup büyüdüğüm bu şehirde, her zaman alışkın olduğum bir soğuk vardı. Ama Moskova, bu soğuğu bir adım daha ileriye taşıyordu. Bir gece, soğukları ve Moskova’yı düşünerek uyandım ve kendime şunu sordum: “Acaba dünyanın en soğuk başkentinde yaşamak nasıl bir şeydir? Kayseri’deki soğuğu düşünürken, o şehirde bir de insanın içindeki soğuğa da bakmak gerekebilir mi?”
Beynimdeki Buzlar: Moskova ve Kayseri’nin İzdüşümü
Kayseri’nin soğuklarına karşı her zaman bir direniş vardı. Ama Moskova, soğuğun simgesel bir hali gibiydi. Herkesin içindeki soğukla yüzleşmesi gereken bir yerdi. Kayseri’yi düşündüğümde, her zaman biraz üşürüm ama ısınırım. Ama Moskova… O, insanın derinliklerine işleyen bir soğuktu. Yani, Moskova’da bir hayat var, insanlar bu soğukta yaşıyor. Ama içsel soğuklar, bence o kadar dayanılmaz ki, insanın içindeki buzlar da bir türlü çözülmez. Kayseri’de bir şekilde çözülebilecek bir sorun gibi geliyor bana. O soğuk, Kayseri’de dışarıda kalırken, bir bakıma içindeki sıcaklığı da koruyabiliyor. Ama Moskova’da her şey daha soğuk ve her şey daha yalnız.
Bir gün, belki de bir gün, Moskova’ya gideceğim. Hani o soğukla daha yakından tanışıp, insanların bu zorlu hayatları nasıl sürdürdüklerini görmek istiyorum. Ama bir yandan Kayseri’nin o soğukları da, insanın ruhuna dokunan farklı bir anlam taşıyor. Belki de bu yüzden, soğuklara karşı hep bir savaşım vardı. Çünkü Kayseri’nin soğukları, yalnızca dışarıda değil, içimdeki soğukları da test ediyordu.
Sonuç: Soğuklar, Duygular ve Hayaller
Ve işte bu, dünyadaki en soğuk başkentin izlediğim bir fotoğraf gibi ruhumda yankılandığı andı. Moskova belki de dünyanın en soğuk başkenti. Ama Kayseri’nin soğukları, bana hep şunu hatırlatıyor: Hayatta bazen soğuklar gelir, bazen de sıcağa dönersiniz. Ama insan, içindeki sıcaklığı kaybetmediği sürece, her soğuğa karşı dayanabilir. İster Kayseri, ister Moskova olsun, soğuklar geldiğinde, asıl önemli olan, o soğukları hangi ruh haliyle karşıladığındır. Benim için her zaman, biraz daha ısınmak için bir yol vardır. Soğuklar geçer, ama içimizdeki sıcaklık hep kalır.